Türkiye’den ABD’nin yeni başkanı Joe Biden hakkında ilk mesaj!

Oktay, Kanal 7’de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Dağlık Karabağ’daki kritik öneme sahip Şuşa kentini Ermenistan’ın işgalinden kurtarılmasıyla ilgili soru üzerine Oktay, Ermenistan’ın çok uzun süredir Azerbaycan topraklarında işgalci bir devlet olduğunu belirterek “Pervasızca başka bir ülkenin toprağını işgal eden bir Ermenistan…” diye konuştu.

Ermenistan’ın Gence ve yakın bölgelerine ilave saldırılar düzenlediği hatırlatan Oktay, şunları kaydetti:

“Uzunca yıllar çalışılmasına rağmen veya çalışılıyor gözükülmesine rağmen bu işgalin kalıcılığını sağlamaya dönük neredeyse bir Minsk Grubu çalışmasına veya çalışmamasına şahit olduk yani Amerika, Fransa ve Rusya’nın eşbaşkanlıklarını yaptıkları çalışmalar… Hiçbir şey yapmayarak çözmeye doğru gidiyorlardı. Çözümsüzlüksüz, çözümdü. Orada işgalin, tamamen yerleşmesi ve diğer taraflardan tüm Ermenilerin de o bölgeye yerleştirilmesiyle alakalıydı. Dolayısıyla bu son saldırılar sonrasında Azerbaycan, ‘Yeter artık’ dedi. Aslında bir yandan da bizim söylediğimizi Azerbaycan da kendi içerisinde söyledi. ‘Kendi göbeğimi kendim keserim’ dedi ve kesmeye başladı.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Şuşa’nın stratejik anlamda en zirve denilebilecek bir yer olduğunu vurgulayarak “Şuşa’nın Azerbaycan içinde kadim bir anlamı ve önemi var. Kendi kültürü açısından da çok farklı bir önemi var. Şuşa’nın hem bu yol güzergahının kontrol altına alınıyor olması hem de orada Şuşa’nın çevrilmesi vardı. Şimdi orada hakimiyetin sağlanıyor olması Azerbaycan açısından çok ciddi bir gelişmedir, sevindiricidir.” ifadelerini kullandı.

Amerika’daki seçimleri Demokrat aday Joe Biden’in kazandığı hatırlatılarak, bunun Türk-Amerikan ilişkilerine yansımalarının nasıl olacağına ilişkin bir soru üzerine Oktay, “Herhangi bir ülkede seçim olduğunda herhangi biri seçildiğinde bizim için bir şey değişmez, iyi veya kötü olmaz. Türkiye’nin kendi menfaatleri vardır, kendi dış politikası vardır, Türkiye ve kendi vatandaşlarımızın çıkarları doğrultusunda biz dış politikamızı şekillendiririz.” diye konuştu.

Türkiye açısından bir şeyin değişmeyeceğini ifade eden Oktay, “Bizim Amerika’yla olan ana konularımız vardır. Bizim ana konularımız şahıslarla ilgili de değildir. Oradaki yönetimler her kimse biz diplomatik boyutta ve devlet başkanları boyutunda ve diğer tüm ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde bu kanallarımız zaten her zaman açıktır, bu kanallar yine işlemeye devam edecektir. Bir geçiş süreci olacak tabii.” değerlendirmesinde bulundu.

Oktay, iki ülke ilişkilerinin yeni yönetim döneminde de benzer şekilde devam edeceğini söyledi.

İki ülke arasındaki konulara da değinen Oktay, terörle mücadele ve FETÖ’nün darbe girişimini hatırlatarak, “Geri iadesini istemek kadar doğal bir şey yok. Bu çok önceden başlayan bir süreç ve bu yönetimle de devam edecektir. Talep etmeye devam edeceğiz ve bu anlamdaki baskımızı yoğunlaştırarak arttıracağız. Ümit ederiz ki terör örgütü veya örgütleriyle çalışmaya devam etmez Amerika, tercihini devletlerle birlikte çalışmaktan yana kullanır.” dedi.

Terörle mücadele konusunda ikinci konunun PKK/PYD olduğunu söyleyen Oktay, DEAŞ ile mücadele çerçevesinde Barack Obama döneminde başlayan bir politika bulunduğunu belirtti.

DEAŞ’la mücadele ederken ABD’nin mücadelesinde bölgedeki PKK türevleri olan yapılarla bunu yapacağını ifade ettiğini anlatan Oktay, “Binlerce tırlık silahlar getirildi buraya, her türlü faaliyetler istihbari anlamda desteklendi, her türlü kaynaklar sağlandı, Suriye’nin petrol yataklarının, kaynaklarının kullanılması da dahil bu terör örgütlerine. Aynı şekilde Irak’ta alan açıldı.” diye konuştu.

– “BİZ SAHADAKİ GERÇEKLERLE HAREKET EDERİZ”

Her zaman terörün dini, dili, ırkı ve gerekçesinin olmadığını söylediklerini vurgulayan Oktay, “Burada biz iyimserlikle hareket etmiyoruz gerçeklerle hareket ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Tırlarla gönderilen silahlara ilişkin konunun tüm görüşmelerde ABD tarafına iletildiğinin altını çizen Oktay, sonuç alınamaması üzerine Türkiye’nin kendi göbeğini kendisinin keseceğini söylediğini belirterek, Fırat Kalkanı Harekatı’yla başlayan operasyonlara işaret etti.

Sıkıntının halen devam ettiğini de belirten Oktay, “Burada tehdit gördüğümüz anda biz yine önce konuşuruz sonra da gereğini yaparız. Biz sahadaki gerçeklerle hareket ederiz.” dedi.

Biden’in seçim beyannamesinde önceki dönemde başlatılan çalışmaların yine devam edebileceği şeklinde bazı şeyler gördüklerini aktaran Oktay, Biden’in göreve başlamasının ardından politikalarının netleşmesiyle durumu daha yakından göreceklerini bildirdi.

Türkiye ile Amerika arasında bölgesel sorunlar bulunduğunu söyleyen Oktay, Suriye, Irak, Libya, Doğu Akdeniz, Azerbaycan, Ermenistan, Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileri gibi konuları hatırlattı.

Oktay, “Buradaki yeni yönetimin tavrı tabii ki bizi etkileyecektir, ilgilendirmektedir. Bunu da biz çok çok yakınen takip edeceğiz, ediyoruz ve buradaki beklentimiz de bizim aslında tek taraflı yaklaşımlardan uzak kalınması. Yani geçmişe baktığımızda hangi yönetim gelirse gelsin şunu çok net görüyor; Türkiye olmadan bölgede hiçbir planın, hiçbir programın ve özellikle stratejik seviyeden bahsediyorum, hiçbir şeyin gerçekleşme şansı yoktur. Dolayısıyla Amerika’nın dış politikasına da baktığınızda kim gelirse gelsin sonuçta Amerika’nın dış politikasında belirli çizgiler vardır, o çizgiler çok da değişmez. Başkana göre belki detay anlamda değişiklikler olur, belirli anlamda tercihler olur.” değerlendirmesinde bulundu.

Oktay, Türkiye’nin her konuyu kendi içerisinde hapsedip bağımsız şekilde çözmenin yolunu öğrendiğini söyledi.

“Sayın Cumhurbaşkanı arayacak mı Joe Biden’ı, bir tebrik mesajı vesaire yayınlayacak mısınız?” şeklindeki bir soru üzerine ise Oktay, “Tabii ki bunlar normaldir, diğer başkanlarla nasıl görüşülüyorsa aynı çerçevede orada da görüşmeler olacaktır.” dedi.

Oktay, “Trump dönemindeki sözde Yüzyılın Barış Planı diye getirilen aslında Filistin’i yok etme ve İsrail işgalinin perçinlenmesi anlamına gelen plan, Biden’in buradaki tutumu önemli, büyük ihtimal söylemlerine baktığımızda da bu planın bu çerçevede devam etmeyeceğine ilişkin sinyaller alıyoruz. Ümit ederiz ki öyle olur. Dolayısıyla yeni yönetimi göreceğiz, özellikle AB ile ilişkileri, Çin’le ilişkileri, Rusya, İran ve benzeri bölgelerle ilişkilerinin Türkiye nezdinde de yansımaları olacaktır.” şeklinde konuştu.

Biden’ın, Başkan Yardımcısı olduğu ve Başkan adayı olduğu dönemde Türkiye hakkında yaptığı farklı açıklamaları hatırlatılarak, “Hangi Biden karşımıza çıkacak bu yeni dönemde?” şeklindeki bir soru üzerine Oktay, şunları kaydetti:

“Benim beklentim, öngörüm de aslında bu çerçevede, normalde bir seçim dönemindeki söylemler ama sonrasında başkanlığı aldıktan sonraki gerçekler söz konusu olacak. Dolayısıyla bir geçiş dönemi olacak orada. Biraz önce söylediğimiz Türkiye’nin göz ardı edilme şansı mümkün değil. Bunu herkes görür. Dolayısıyla herkesin gördüğü gibi Amerika da zaten bunu görüyor ve birçok konularda da birlikte çalışıyoruz zaten. Amerika’nın dış politikasında hatta iç politikasında lobiler çok etkili. Baktığınız zaman Kıbrıs’la alakalı Pompeo iki defa Yunanistan’a geldi. Halbuki o kadar da acil şeyler yoktu. Ermenistan’la ilgili sorun yaşanıyor, Ermenistan tarafına dönük bir mesaj yayınlanıyor. Doğu Akdeniz’de benzer Yunanistan lehine bazı açıklamalarda bulunuyor ama hepsine baktığınızda seçim döneminde ve gerekçesine baktığınızda da bu lobilerdir. Rum lobisi, Yunan ve Ermeni lobisinin orada güçlü olması ve yine İsrail lobisinin son derece güçlü olması. Dolayısıyla seçim döneminde bu tür söylemleri bazen normalin ötesine taşıyabiliyor. Bir seçim dönemi faktöründen sonra ister istemez bir normalleşme süreci yaşanacaktır. Dediğim gibi biz takip edeceğiz, izleyeceğiz ve gerçekler çerçevesinde de gereğini yapacağız.”

– “Komşularımızın tamamının haklarına, sınırlarına ve topraklarına saygılıyız”

Türkiye’nin dış politikada yaptığı hamlelerle neyi amaçladığıyla ilgili soruya Oktay, Türkiye’nin dış politikada saldırgan bir tavrının hiçbir zaman olmadığı yanıtını verdi.

Türkiye olarak nerede olursa olsun 2 şeye dikkat ettiklerini dile getiren Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Komşularımızın tamamının haklarına, sınırlarına ve topraklarına saygılıyız ve toprak bütünlüğünü savunan bir ülkeyiz. Suriye’de, Libya’da, Irak’ta da ve Azerbaycan’da bu böyledir. İlkeler bazında bir dış politika yürütüyoruz. Toprak bütünlüğüne saygılıyız. Dolayısıyla hiç kimsenin toprağında da gözümüz yoktur. Kıbrıs’ta da bu böyledir. Kendi topraklarımız üzerinde gözü olan veya kendi haklarımız üzerinde gözü olan birisi varsa ona da müsaade etmeyiz.”

Fransa özelinde yaşanan İslam karşıtlığına yönelik gelişmelere ilişkin, “Bu gidişat nereye?” sorusuna da yanıt veren Oktay, şöyle konuştu:

“Bu gidişat ne yazık ki Avrupa Birliği’nin kendi içine kapanması, kendi sorunlarını çözememesinden kaynaklı. Biraz daha böyle retorik üzerinden ve hem ırkçılık boyutuna, kültürel ırkçılık belki diye ifade edebileceğimiz veya inanç boyutunda bir ırkçılığa giden bir Hristiyan kulübüne dönüştürülmeye çalışılan bir AB.”

AB’nin oluşturulmasında çok kültürlülüğü destekleyen bir yaklaşımın söz konusu olduğunu ancak gelinen noktada seçim kazanma arzusuyla düşmanlık boyutunda İslam’ın ve Türkiye’nin gündeme alındığını belirten Oktay, düşmanlık boyutunda gündeme alındığında da belli bir süre sonra terörü de beslemeye başladığını kaydetti.

Terörün içeriden kendisini vurmaya başladığında panik halinde bir AB’nin görüldüğünü ifade eden Oktay, “Bir paçavra var Peygamberimize ve Cumhurbaşkanımıza hakaret eden karikatürler. Buradan üzerine gelişen olaylar, terör olayları, bunlar kendi içerisinde yönetilmesi gerekirken daha fazla gerçekçi olmayan politika ve uygulamalarla kitleleri terörize ediyorlar. Fransa’daki 10 yaşındaki çocukları siz nasıl yargılarsınız. Peki suçları ne, bu dergide, paçavrada yayınlanan karikatürlerle ilgili yorum yapmaları. Hani özgürlükler ülkesiydi?” diye konuştu.

– “Macron, hadini aşan işlerin içerisine giriyor”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un İslam ve Müslümanlara yönelik açıklama ve politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

“Böyle içi boş, anlamsız, saçma sapan, kendini uzaktan yakından ilgilendirmeyen haddini aşan işlerin içerisine giriyor. Sen önce kendi sorunlarını hallet. ‘Aydınlanmış İslam’ veya ‘Fransa İslamı’ bilmem ne İslamı falan diye bir derdimiz yok bizim. İslam barış dini. Sizin terörle eşleştirdiğiniz DEAŞ terör örgütünün İslam’la alakası yoktur. Bu belirli odakların çıkardığı ve kendi politikalarını uygulamayla alakalı bir araç olarak kullandığı, istediği yerlere bununla girdiği ve işi bittiği zaman da ortadan kaybettiği terör örgütleri. Bunu İslam’la bağdaştırmak ve onun üzerinden de yine kendi ülkelerinde yaşayan Müslümanları terörize etmek kabul edilebilir bir şey değil. Arzu ettiğimiz AB’deki özellikle Fransa’daki İslam ve Türk düşmanlığı üzerinden yürütülen şeylere bir an önce son vermeleri. Daha sakin, panik havasından kurtulmaları. Macron zannediyorum kendisini ispatlamaya çalışıyor ama kendi süresi bitecek hala kendisini ispatlamayla meşgul. Bıraksın bu kendisini ispatlama olaylarını, kendi ülkesinin içerisine dönsün, kendi sorunlarını çözmeye başlasın. İslam onun boyunu çok aşar. Haddini de aşar.”

Deprem gerçekleştikten sonra sıfırıncı dakikada müdahil olmanın oldukça önemli olduğunu vurgulayan Oktay, Türkiye’nin bu konuda ciddi yol kat ettiğini belirtti.

Oktay, İzmir’de meydana gelen depremin ardından anında arama kurtarma çalışmalarına başlandığını hatırlatarak, “Türkiye, afet sonrası müdahalede dünyadaki en iyi ülkelerden biri.” ifadesini kullandı.

Sıfırıncı dakikada müdahale etmenin oldukça önemli olduğunu yineleyen Oktay, “Bütün sistemi bunun üzerine kurmuştuk. Cumhurbaşkanımızın bir arzusu vardı. Bir sistem olmadığı için her defasında yeniden yaşıyormuşuz gibi geçmişteki tecrübelerin üzerine koyarak gitmiyoruz, mutlak bir sistem kuralım. Kurduğumuz sistemde de sıfırıncı dakikada hareket edelim, dedik. Dolayısıyla sıfırıncı dakikada biz müdahil olduk İzmir’de.” dedi.

Oktay, şöyle devam etti:

“Sıfırıncı dakikada müdahil olmak demek şu: 6,6 büyüklüğünde bir deprem olduğu anda depremin büyüklüğüne göre ihtiyaçlar bellidir. Barınma, arama kurtarma ekipleri, sağlık ekipleri, ulaştırma ve enerji gibi tüm alanlarda o ekipler anında harekete geçer. O refleks onlarda vardır. Hangi ilden hangi ekiplerin hareket edeceği, hangi lojistik depolardan hangi malzemelerin gideceği, hiç kimseden talimat beklemeden, bizlerden de dahil anında hareket eder. Dolayısıyla siz afet bölgesine geldiğinizde hepsi oraya toplanmış olur.”

– “26 BÖLGEDE LOJİSTİK DEPOLAR VAR”

Oktay, hasar tespit çalışmaları, sağlık ekipleri ile enerji ve ulaşımın ayağa kaldırılması noktasında 35 tane mobil istasyon kurularak değerlendirme yapıldığını kaydetti.

Türkiye’nin 26 bölgesinde lojistik depolar olduğunu belirten Oktay,” Hem AFAD’ın hem de Kızılay’ın, yok diyorlar ya, Kızılay’ın 26, AFAD’ın 26 tane belirli merkezlerde ana lojistik depoları vardır. Diğer 55 ilde cep depoları diye ifade ettiğimiz her türlü malzeme, çadırından, yatağına, mutfak malzemelerine kadar her türlü malzeme vardır. Anında harekete geçer ve gider bunlar.” dedi.

Depremlerde asıl can kaybının artçılar olduğunu ifade eden Oktay, bu noktada müdahale eden hasar tespit ekiplerinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

– “BİZİM SİSTEMİMİZİN ÇOK GÜÇLÜ OLDUĞUYLA ALAKALI SONRA DERECE İDDİALIYIM”

Türkiye’deki afet ve kriz yönetimi konusunda yapılan çalışmalara ilişkin soruyu da yanıtlayan Oktay, şöyle devam etti:

“Japonya mesela, bu konuda iyidir. Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika, Rusya, Çin dahil. Bizim sistemimizin çok güçlü olduğuyla alakalı son derece iddialıyım ben burada. Sadece arama kurtama değil, 27-28 tane bizim çalışma grubumuz var. Biraz önce söylediğimiz gibi. Başka neye ihtiyacınız olur beslenme, sağlık, enerji, ulaşıma, barınmaya, hasar tespit, kimyasal vesaire durumlar olur KBRN’ye ihtiyacınız olur. Birçok alanda hepsi anında hazır kıta bekliyor.”

Deprem sonrası muhalefetin yaptığı eleştirilerin yersiz olduğunu söyleyen Oktay,” Geçmiş ne kadar iyiydi demek noktasına bile getireceklerdi neredeyse. O günün bakanları vesaire. Halbuki biz başka bir şey söylüyorduk. Biz burada devlet olarak, hem AK Parti hükümetleri olarak, aynı zamanda Türkiye olarak nereden nereye geldiğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Hiçbir zaman da bunun yeterli olmadığını söylüyoruz. Bugün de kendimizi biz yeterli görmeyiz, daha ilerisinin hedeflerini kendimiz koyarız.” değerlendirmesinde bulundu.

– “TÜM ARKADAŞLARIMIZ YÜREKTEN ÇALIŞTILAR”

Fuat Oktay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İlginç bir şey yaşadık biz tabi. Bunun Türkiye’de yaşanmaması gerekiyordu aslında, ‘neden enkazları kaldırmıyorsunuz’ gibi garip sorular soruldu. Yani hele hele bunun muhalefet tarafından soruluyor olması, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından soruluyor olması. Dedik biz herhalde dil sürçmesi olması lazım. Yani enkazın altında canlı insanlar olma ihtimali çok yüksekken ilk 72 saat çok önemlidir. Ondan sonraki 1-2 gün de çok önemlidir. 72 saatten sonrasından bahsediyorum. Onun için herhalde dil sürçmesi diyorum. Ayda yavrumuzu düşünün, 65 saatte kurtarıldı. Dolayısıyla iğneyle kuyu kazarak çıkarırsınız onu oradan. Tüm arkadaşlarımız yürekten çalıştılar. Birini kurtardıkları zaman gözlerindeki yaşı görüyorsunuz. İş değil, herkes ağlıyor.”

76 bin binanın, hasar tespit çalışmaları çerçevesinde incelendiğini belirten Oktay, “412 bin bağımsız birim var bunun içerisinde, konut… 345 bina, bunların içerisinde yıkık veya ağır hasarlı oda, 4 bin 353 bağımsız birime denk geliyor.” dedi.

AFAD, Kızılay başta olmak üzere tüm bakan ve bakanlıkların orada olduğunu aktaran Oktay, belirlenen yerler üzerinde bir aydan kısa bir süre içinde inşaatların başlayacağını ve muhteşem bir kentsel dönüşüm örneği şeklinde bir yıl içinde hak sahiplerine teslim edileceğini kaydetti.

– “1999’DAKİ DEPREM SONRASI ELDE EDİLEN TECRÜBELER İYİLEŞTİRİLDİ”

Malatya, Elazığ ve Giresun’da neler yapıldıysa aynı şekilde çalışmaların yürütüleceğine vurgu yapan Oktay, şunları söyledi:

“Malatya ve Elazığ’da ne yaptıysak, Giresun’daki su taşkınlarına ne yaptıysak veya diğer afet bölgelerinde ne yaptıysak, İzmir için muhteşem bir örnek teşkil edecek. Arzu ediyoruz ki bu, İzmir’de kendi içindeki kentsel dönüşümü teşvik eder ve güzel bir örnek olur. Hem daha düşük katlı binalar, zemin etütleri sağlam şekilde yapılmış ve sonrasında, biliyorsunuz en son çıkardığımız deprem yönetmeliğine göre sağlam şekilde yapılmış binalar. Depremden korkmanıza gerek yok.”

1998’de binaların nasıl yapılacağı hakkında deprem yönetmeliği olduğunu hatırlatan Oktay, “99’daki depremden sonra elde edilen tecrübeler iyileştirildi, modifiye edildi. Ama 2007’de asıl yeni bir deprem yönetmeliği çıkardık, o daha da güçlendirilmişti.” dedi.

– “2018’DE NEREDEYSE DÜNYANIN EN İLERİ SİSTEMLERİNDEN BİRİNİ GETİRDİK”

Fuat Oktay, şunları kaydetti:

“2018’de neredeyse dünyanın en ileri sistemlerinden birini getirdik. Yüksek katlı ahşap binalar vesaire dahil, kolonlar, kirişler, birleştiği yerler dahil çok ileri teknolojilerle hazırlanmış. Biz sadece bunları takip ediyor olsak, depremden korkmamıza gerek yok. Yetki nerede bakıyoruz, biz burada merkezi yönetim olarak yaptığımız şeye baktığımızda bu yönetmelikleri hazırlarız. Diğer tarafta deprem haritaları vardır, güncelleriz. Önceden sadece Kuzey Anadolu Fay Hattı, Güney Anadolu Fay Hattı veya Ege’deki kırık fay hatlarından ziyade bölgelere ayrılırdı. Şimdi farklı bir yaklaşım sergiliyoruz burada. Yeni yaptığımız çalışma, yıllarımızı verdiğimiz ciddi bir çalışma. Bunu şöyle söylüyoruz: Siz ev, konut, iş yeri yapacaksınız fark etmez. Bize diyorsunuz ki ‘benim konutum şurada’, koordinatlarını veriyorsunuz, şurada o noktanın depremselliği nedir, biz size onu veriyoruz.”

Deprem haritasının yeni güncellendiğine işaret eden Oktay, “Koordinat bazında verdiğimiz deprem haritasına göre binanızı nasıl yapacağınız da deprem yönetmeliğinde var. Bunun ikisini takip ettiğinizde, diğer tarafa bakıyoruz, neye ihtiyacınız var sizin, izinlere. İzinlerle alakalı yerel yönetimler gündeme geliyor. Yerel yönetimler önemli. Hem inşaat ruhsatı hem de sonrasında alınan yapı kullanım, yani iskan ruhsatı diye ifade ettiğimiz, her ikisini de belediyeler verir. Yapı denetim firmaları vardır, bu süreç içinde denetler ve raporlar ve yine belediyeye iletir. Yerel yönetimler son durumda bu izni verme veya vermeme, hem proje bazında hem de uygulama bazında yetkilidir.” açıklamasında bulundu.

– “6,7 MİLYON KONUTU YENİLEMEMİZ GEREKİYOR”

“Deprem olunca bir İstanbul fotoğrafı ortaya çıkıyor ve bununla ilgili neler yapılmalı?” şeklindeki soru üzerine Oktay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kentsel dönüşümlerle ilgili sürecin hızlandırılması yönünde talimat verdiğini hatırlattı.

Oktay, şöyle devam etti:

“2018’den sonraki güncellemelerle artık depreme çok daha dayanıklı binalar yapılıyor. Depreme hazırlık anlamında İstanbul özelinde yola çıkarak, bütün Türkiye özelinde neler yapılıyor? İstanbul geneline baktığımızda, Türkiye geneli de dahil, aynı şekilde Cumhurbaşkanımız da bunu açıkladı zaten, 6,7 milyon konutu yenilememiz gerekiyor. Acil binalar da var. Yine İstanbul da bunun içerisinde. İstanbul’a baktığımızda bir müdahale boyutunda, ikincisi de afet öncesi bunun engellenmesiyle alakalı, risk yönetimi diye ifade edebileceğimiz boyutta. Bir TOKİ aracılığıyla yaptığımız çalışmalar var. Önceden belki toplam yine açıklanan rakamlar bunlar, 40 bine kadar yapılırken sonrasında 1 milyona yaklaştı. Ama bu yeterli değil, sadece TOKİ aracılığıyla bunu gerçekleştiremeyiz.”

Kamu binalarının depreme dayanıklı hale getirilmesiyle ilgili çok uzun zamandan beri ciddi çalışmaların devam ettiğini bildiren Oktay, “Asıl burada vatandaşlarımızın kendi binalarının sorumluluklarını üstlenmesi. Biz de bununla ilgili işi kolaylaştırma anlamında bir bina, eğer ki test yaptırdınız ve sonuçta yenilemek istiyorsunuz binayı, güçlendirmek ya da yeniden yıkıp yapmak istiyorsunuz. Ama 1, 2 veya 5 kişi karşı çıktığında yapamıyorsunuz. Dolayısıyla bu 3’te 2 çoğunluk istediğinde geriye kalan istemiyor olsa bile bu 3’te 2 çoğunlukla bu kararı alabilirsiniz ve diğerleri buna uymak zorunda. Tamamen buradan İzmir de dahil, dersler çıkararak bunu daha da iyileştirme yönünde sürekli çalışmalarımız mevcut zaten.” ifadelerini kullandı.

Oktay, “Burada ne yapıyoruz, ciddi kredilerimiz var. Çok ciddi şekilde teşvik vatandaşlarımıza. Artı afet konutlarının yenilenmesiyle alakalı ciddi ödemelerimiz var. Kredi boyutunda bunlar ama düşük faizli ve uzun vadeli ödemeler çerçevesindeki krediler. Kira yardımları aynı şekilde konutu yapılana kadar. Vatandaşlarımızın burada bunlardan faydalanması artı yeni yapılan konutlarda özellikle arzu ettiğimiz şey bu.” dedi.

– “KENTSEL DÖNÜŞÜM SİYASET ÜSTÜ TUTULMALI”

Kentsel dönüşümün siyaset üstü tutulması gerektiğini belirten Oktay, bu konuda negatif bir anlam yüklemeden pozitif algının olması gerektiğine işaret etti.

Oktay, şu açıklamalarda bulundu:

“Deprem dediğimizde sadece binalar, iş yerleri değil, ulaşım alt yapısı, viyadükleri, köprüleri düşünün son derece kritik, sağlık alt yapınız, ulaştırma, haberleşme alt yapınız… Bütün bu ve benzeri alanda da bizim çalışmalarımız devam ediyor. Sağlık alt yapımız hamdolsun çok güçlü, bunun için rahatız. Ulaşımda çok ciddi bir yol kat ettik. Yapısal anlamda risklerin yönetimi ile ilgili şu anda Cumhurbaşkanımız ve bizler buna odaklanmış durumdayız. Biliyorsunuz İstanbul, Cumhurbaşkanımızın sevdası zaten. Bunun için buradaki tüm yerel yöneticiler aynı şekilde valiliklerle birlikte tek bir ekip olarak bunun üzerine gidiyor olmak zorundayız ve burada bilinçlendirmenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz.”

– “HER BİR KURUŞUNA KADAR HESABINI VEREBİLECEĞİMİZ ŞEYLER BUNLAR”

“İzmir depremi dolayısıyla deprem vergilerine ne olduğu konusunun gündeme geldiğinin” ifade edilmesi üzerine Oktay, bu sorunun deprem konusu gündeme geldiğinde sürekli sorulduğunu söyledi.

Vergilerin 99 depremi sonrası koyulduğunu hatırlatan Oktay, sadece 99 depreminden sonra konulan vergilerin toplamına bakıldığında 66 milyar liraya yakın bir vergi toplandığını belirtti.

Sadece 99 depreminde, Bolu’dan başlayıp, Bursa ve İstanbul’a devam eden boyutta bütün illerde 133 bine yakın binanın kullanılamaz hale geldiğini hatırlatan Oktay, sadece bu döneme ilişkin AK Parti öncesinde ve sonrasında 80 milyar liraya yakın bir harcama yapıldığını söyledi.

Marmara depremi sonrasında da Bingöl, Elazığ, Van, Kütahya Simav depremleri olduğunu aktaran Oktay, “Deprem vergisi burada ayrı bir hesapta ve oradan sadece kullanacağız deseniz onun yetme şansı yok. Ben başka bir şey söylüyorum, onun çok ötesinde bir rakama ihtiyacımız var. Biraz önce bahsettiğimiz ulaşımdır, okulların sağlamlaştırılmasıdır, adliye binalarınıza kadar, haberleşme sistemlerine kadar sağlık alt yapınıza kadar yaptığınız tüm çalışmalar aslında bununla alakalı. Hepsine baktığınızda 2019 rakamlarıyla bile 1,2-1,3 trilyonu aşıyor harcamalar.” diye konuştu.

Oktay, 2020 harcamalarının bu rakamlara eklenmediğine işaret ederek, “Bu bir algı yönetimi, sadece bir polemik konusu yapılmaya çalışılan şeyler. Vatandaşımız bunu görüyor, bizim ne yaptığımızı çok net görüyor. Dolayısıyla bu da böyle klasik şeye dönüştü ‘şurdan aldınız ne yaptınız, öbür taraftan aldınız ne yaptınız.’ Her bir kuruşuna kadar hesabını verebileceğimiz şeyler bunlar.” dedi.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eryaman escort